AHIM VAR





Tüm arzumu bir ilahi kaynaktan alıpta

Şavkında mesip döndü başım, durduramazdım

Garbın yüce orduları kalbimde dalıpta

Harp etse, bu şevkten öte birşey aramazdım

 

Sorsam seni, mehtapta derin gam bulurum ben

Yalnız beni yakmazdı demek nemş eden aklın

Gündüzce öten kuşları akşam bulurum ben

Toprak bile sen çiğnediğin halde meraklın

 

Aşkınla erip, vasf- ı kemal aldıda gönlüm

Her zerremi varlıktan alıp yokluğa sürdü

Tüm mevcudatım yandı, kaavi kaldıda gönlüm

Müjganlı karanlıkta mapus, oysaki hürdü

 

Berzahta viran ruhları sızlattı bu nalem

Affetsede mahşerde melekler, ve bu alem

Hak almaya en son kişiyim ben geçemezsin

Ben istemesem kevseri bir an içemezsin


ADSIZ

Lozan Gerçekleri


Bugün 24 temmuz..
99 yıl önce bugün İsviçre'nin Lozan kenti Türkiye Cumhuriyeti için tarihi ve kritik bir ana şahitlik ediyor.  Yeni kurulan devletin tescili niteliğinde yapılacak olan anlaşma ile yurdumuzdan işgal kuvvetleri çıkacak ve Türkiye'de yeni bir sayfa açılacaktır.
Üzerinden neredeyse bir asır geçmesine rağmen Lozan Antlaşması hala kazandıklarımız ve kaybettiklerimiz üzerinden tartışmaya açık bir konu olmuştur. Bu mevzu tarihçilerin gündeminde olmaya devam ededursun sosyal medyanın gündeminde daha heyecanlı bir konu mevcut;
"Lozan anlaşmasındaki gizli maddeler"
Evet birçoğumuz böyle iddialara denk gelmiştir gerek tartışma programlarında gerek sosyal mecralarda. 2023 yılında çıkarmaya hak kazanacağımız iddia edilen yeraltı kaynakları sayesinde birdenbire petrol zengini bir ülke olma hayali, tüm dünyada ve ülkemizde görülen ekonomik dar boğazda hepimizi mutlu edecektir elbette. Mesela o zaman döviz kuru hesap etmemize gerek kalmayacak, Afrikanın bilmem neresindeki ülkenin para birimiyle bizimkini kıyaslayıp tweet atmayacak, 1 dolar ile neler alınır videoları çekmemize de gerek kalmaz hatta belki o zaman yabancı turistlere  "Aşılıyız, bizden korkmayın" dememize bile gerek kalmaz kim bilir. Ve hatta belki hipokrata yemin edenler lutfederlerse burada hem de bizlerle kalabilirler.  Dediğim gibi hayali bile ne kadar güzel değil mi?
Ve bu hayal için bir iddia lazım. Hazır Lozanın da yıldönümü geliyor...
    
Benim de bir gizli maddem var ve burada  paylaşayım, yalnız bu madde o kadar gizli ki bunu o an orada bulunanlara bile söylememişler.
"2023 te Türkiyede Mehdi çıkacak"

Mehdi gelecek bütün kötülüklerle savaşacak, dinsizlerle mücadele edecek,inananları koruyacak yaralarını saracak,daha huzurlu müreffeh bir zamana ulaştıracak, İslamı ayakta tutacak ve tekrar dünyaya hakim kılacak.
Hayali bile ne kadar güzel!

Peki biz neden sürekli oturduğumuz yerden hayal kurmayı tercih ediyoruz?
"Olursa, yaparsa,gelirse "lerle yaşıyoruz.?
Bundan nasıl tatmin olabiliyoruz?
Projelerimiz, vizyonumuz neden bunlara bağlı?
Bu, üzerinde ciddi anlamda düşünmemiz gereken bir durum.

Peki bizim üzerimize düşen nedir?
Bunların olmasını hayal ederken sorumluluğumuz neler olacak?
Bunları hiç düşünüyor muyuz?...

        Bütün bunların bizim dışımızda,bizimle alakası olmadan olmasını diliyoruz. Konfor alanımızdan çıkmak istemiyoruz.Petrol çıksın üretmeden zengin olalım istiyoruz ancak bilim üretmeyi,katma değer oluşturmayı, çalışkan olmayı, rakiplerimizle rekabet etmeyi istemiyoruz. Daha teknolojik olanını daha iyisini üretmeye inancımız kalmamış adeta
   
    Mehdi gelsin İslam tüm dünyaya hakim kılınsın istiyoruz ama ibadet etmeyi, farzları terketmemeyi, yetimi korumayı, komşu hakkını gözetmeyi istemiyoruz. Bu mücadelede bizlerin de sorumluluğu olduğunu hatrımıza getirmiyoruz. Çünkü yine konfor alanımıza vatan savunur gibi sahip çıkıyoruz. Hep başkaları yapsın istiyoruz. Eyüp El Ensari hazretlerinin 93 yaşında memleketinden bu kadar uzakta olmasının sebebini düşünmüyoruz.
Yıllar önce Bilge kral Aliya İzzetbegoviç
"Mehdi, bizim tembelliğimizin adıdır" diyerek bizleri tarif etmiştir. Ne yazık ki bu ifade hala daha günümüzde karşılık bulmaktadır.
"İki günü eşit olan ziyandadır"
Ziyanda olmayalım dostlar, zayi olmayalım!

KESİTLER



     Hepimiz zaman zaman gelen gelgitlerin. duygu değişimlerimizin iyi hallerini kendimize adet edinmeliyiz belki de. Öyle ya hâl sirayet eder, sendeki başkasına başkasındaki sana ve bu muhakkaktır. Allah-u Teâla hazretleri Kur'ân-ı Kerim'de Tevbe suresi 119. Ayette ''Sadıklarla beraber olun'' hitabını yapıyor bizlere. Öyle merhametli ki Allah, düşünelim, tefekkür aklın delilidir. Sadıklarla beraber olun hitabını yapan ya “sadık olun” deseydi? 

    Allah-u Tealâ zengindir hem de öyle böyle değil :) ya biz kullar, öyle zengin ve öyle cömert bir Rabbin yarattığıyken dünyada selsefillerin kapısında el pençe duruyoruz. Medyatik, internet ünlüsü, sanatçı, siyasi v.b. vasıfların peşinden sırf isimleri prim yaptığı için gitmiyor muyuz? Halbuki asıl ve has azimüşşan Allah’tır ve bunu dil ile tasdik ettikten sonra kalp ile de ikrar etmek işin şiarıdır çünkü ahirette sorarlar, önce kalpten sorarlar... 

    Sadıklar...
 
    Sadıklar kalp ile tasdikte eder, ikrar da, dil genelde damağa yapışıktır onlarda... Bu yüzden sadıklarla olmak gerekir, sadık olmak zor iştir ama sirayet basit... 

    Kim ne dersen desin, şu yüzyılda bir çoğumuzun umurunda dahi olmayan gerçekle karşı karşıyayız; ''Biz Osmanlı’dan sonra Türklüğü unuttuk'' Unutturulduk demiyorum bakın bariz unuttuk…Türklük unu şerefli islam suyuyla buluşunca kıvam aldı hamurumuz, işte bu suyu undan ayırmaya çalıştıkça unuttuk. Balkanlar, Türki cumhuriyetler ağlıyor halimize, hâl diliyle yalvarıyorlar adeta, bizi buralarda bir başımıza bırakıp gittiniz diyorlar. Ahhh dedelerimiz, toprak altındaki babalarımız…

  Batılılaşmayın; batılılaşma medenileşmek değil köleleşmektir.  Yeryüzüne gönderilen son peygamberin ümmetini batılılaşma adına köleleştirmek aptallık ve bu harekete uyup batılıyım, medeniyim zannetmek düpedüz aptallıktır. Öyle ki burada bahsi geçen batı coğrafi bir konum değil ancak ve ancak kokuşmuş ve kalıplaşmış bir düşüncenin tezahürüdür.

  Celladına aşık köleler, mankurtlaşmış beyinler, sen ecnebiyi adalet getirecek, refah getirecek diye beklerken o topraklarına girdiği ilk an; anana, bacına ve hatta ninene dahi gözünü dikmişti bile… Yani senin kuru kuruya milliyetçiliğin, sözde veya hatta özde vatan sevdan bir işe yaramayacak kendini yetiştirmedikçe, değiştirmedikçe. Adamlar en iyi okullarda okuyorlar, en iyi eğitimi alıyorlar. Savaşsa en iyi şekilde asker yetiştiriyorlar. Karşında bir konuşuyor, ağzın açık seyrediyorsun çünkü senin kelime dağarcığın onunkinin onda biri bile etmiyor. Her alanda üstün, her alanda kibirli, her alanda ukala olanlar; seni, yani 600 yıl dünyaya hüküm süren o devletin neferini tevazu adı altında pısırık, yön verilebilen, hep onlara bağımlı hale getiriyorlar.

Madem öyle artık kıvırmak yok sert olacaksın köşeli olacaksın yere bastığın vakit toprak titreyecek, diyecek ki bu ayaklar tanıdık 100 yıl öncesi yiğitler de böyle basardı. Öyle bir Allah diyeceksin ki dağlar, taşlar seninle haykıracak, diyecek ki elhamdülillah taşımız toprağımız şenlendi. Sen bir defa sen olabilme özüne indiğin vakit daha kimse seni o özden ayıramayacak ebedi. Söz uzar,kelimeler yorulur, nefs ahmâktır vesselam.